# Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir ve Nasıl Aşılır?

- Bağlantı: https://zeyneleroglu.com/terapiler/ogrenilmis-caresizlik-nedir/
- Yayımlanma: 2026-06-12T11:50:42+03:00
- Yazar: Zeynel Eroğlu

Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin tekrar tekrar başarısızlık veya kontrol edemediği
olumsuz deneyimler yaşadıktan sonra, durumu değiştirmek için artık çaba göstermemesi
halidir. Psikolog Martin Seligman tarafından tanımlanan bu kavram, günlük hayatta
motivasyon kaybına da yol açabilir. Bu yazıda öğrenilmiş çaresizliğin kökenini, 
belirtilerini ve bu döngüden çıkış yollarını inceliyoruz.

“Nasılsa olmayacak”, “Ben hep böyleyim, değişmem”, “Kaç kere denedim, hep aynı sonuç”
cümlelerini kendinize ya da bir yakınınıza söylerken duydunuz mu?

Bu cümleler, aslında zihnimizin derinliklerinde sessizce işleyen bir mekanizmanın
dışavurumudur: öğrenilmiş çaresizlik. Psikoloji literatüründe “learned helplessness”
olarak da bilinen bu kavram, bir kişinin geçmişte yaşadığı tekrarlayan başarısızlıklar
veya kontrol edemediği olaylar nedeniyle, artık çaba göstermenin bir anlamı olmadığına
dair bilinçaltı bir inanç geliştirmesini ifade eder.

Peki bu kavram nereden geliyor, hangi deneylerle ortaya konmuş, kadim kültürler 
ve dinler bu konuya nasıl yaklaşmış? Bilinçaltımıza yerleşen bu “öğrenilmiş” inançlardan
kurtulmak mümkün müdür?

Bu yazımızda öğrenilmiş çaresizliğin bilimsel temellerinden Anadolu’nun kader ve
sabır anlayışına, insanlarla yapılan deneylerden İslam’ın tevekkül kavramına kadar
konuyu geniş bir perspektiften ele alacağız.

## Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

**Tanımı ve Bilimsel Kökeni…**

Öğrenilmiş çaresizlik, bir kişinin ya da canlının, verdiği tepkilerin sonucu değiştiremeyeceğine
dair güçlü bir inanç geliştirmesi ve bu nedenle zamanla tepki vermekten, mücadele
etmekten vazgeçmesi olarak tanımlanır. Literatürde zaman zaman “kazanılmış başarısızlık
sendromu” olarak da adlandırılır.

Bu kavram ilk olarak 1967 yılında psikolog Martin Seligman ve Steven Maier tarafından
yapılan bir deneyle bilim dünyasına kazandırılmıştır. Araştırmacılara göre, kontrol
edemediği bir olumsuzlukla tekrar tekrar karşılaşan bir organizma, zamanla “ne yaparsam
yapayım değişmeyecek” inancını içselleştirir; bu inanç daha sonra kontrol edilebilir
durumlara da taşınır ve kişi artık mücadele etmeyi bırakır.

Klinik psikologlara göre öğrenilmiş çaresizlik, depresyonun en güçlü açıklayıcı 
modellerinden biri olarak kabul edilir ve günümüzde kilo verememe, ilişki kalıpları,
iş hayatındaki tıkanıklıklar gibi pek çok alanda bu kavrama atıfta bulunulmaktadır.

![Öğrenilmiş çaresizliği sembolize eden, çıkışı görmesine rağmen hareketsiz kalan
bir insan silüetinin labirent içindeki görseli](https://zeyneleroglu.com/wp-content/
uploads/2026/06/ogrenilmis-caresizliler.png "Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir ve Nasıl
Aşılır? 1")

Seligman ve Maier’in deneyinde köpekler üç gruba ayrılmıştır: birinci grup kontrol
edemedikleri bir elektrik şokuna maruz bırakılmış, ikinci grup aynı şoku bir pedala
basarak durdurabilmiş, üçüncü grup ise kontrol grubu olarak hiçbir şoka maruz kalmamıştır.

Deneyin ikinci aşamasında, ilk grupta yer alan ve şoku kontrol edemeyen köpeklerin
çoğu, artık kolayca kaçabilecekleri bir ortamda bile kaçmaya çalışmadan, olduğu 
yerde şoka maruz kalmaya devam etmiştir.

Araştırmacılara göre bu davranış, “ne yaparsam yapayım sonuç değişmeyecek” inancının
davranışa dönüşmüş halidir.

📖 Türkiye'de Medyum Olmak kitabımızı satın almak ister misiniz?[Satın Al](https://zeyneleroglu.com/magaza/)

### Tarih Boyunca Çaresizlik ve Kader Algısı

**Doğu’dan Batı’ya…**

İnsanın kontrol edemediği olaylar karşısında geliştirdiği “kabullenme” ya da “vazgeçme”
tutumu, modern psikolojiden çok önce, pek çok felsefi ve dini gelenekte tartışılmıştır.

Antik Yunan’da Stoa felsefesi, kişinin kontrolü dışındaki olaylara karşı sakin bir
kabul geliştirmesini önerirken, bu kabulün pasif bir teslimiyete mi yoksa aktif 
bir güç kaynağına mı dönüşeceği konusunda önemli bir ayrıma dikkat çekmiştir. Araştırmacılara
göre “kadercilik” (fatalizm), her şeyin önceden belirlendiği ve hiçbir şeyin önemli
olmadığı düşüncesiyle pasifliğe yol açarken, “kaderini sevmek” (amor fati) olarak
bilinen yaklaşım ise kişiyi etkileyebileceği şeylere odaklanmaya, etkileyemediklerini
ise dirençle değil kabulle karşılamaya teşvik eder. Bu iki yaklaşım arasındaki fark,
aslında öğrenilmiş çaresizlik ile sağlıklı kabullenme arasındaki farka da ışık tutar.

Doğu felsefelerinde de benzer bir ayrım göze çarpar: karma kavramı, geçmiş eylemlerin
sonuçlarının bugünü şekillendirdiğini öne sürerken, bu döngünün bilinçli farkındalık
ve doğru eylemlerle değiştirilebileceği vurgulanır. Anadolu’da ise “alın yazısı”
ve “kader” kavramları, çoğu zaman sabır ve tevekkül kavramlarıyla birlikte anılmış;
sadece “olacağı varmış” demekle yetinmek yerine, kişinin üzerine düşen çabayı göstermesi
gerektiği öğütlenmiştir.

Nitekim “Türkiye’de Medyum Olmak” isimli kitabımızda da kader, sabır ve bilinçaltı
kalıplara dair Anadolu’daki halk inanışlarına ve bunların günlük hayata yansımalarına
ayrıntılı biçimde yer verilmektedir.

#### Tarihten Çarpıcı Bir Örnek

**Deneyin İnsanlarla Tekrarlanması…**

Seligman ve Maier’in köpeklerle yaptığı deneyin ardından akla gelen en önemli soru
şuydu: Aynı mekanizma insanlarda da işler mi?

Bu soruya yanıt aramak için psikolog Donald Hiroto, 1971 yılında üniversite öğrencileriyle
bir deney gerçekleştirmiştir. Bir grup öğrenci, durduramadıkları rahatsız edici 
bir gürültüye maruz bırakılmış; başka bir grup ise aynı gürültüyü bir düğmeye basarak
durdurabilmiştir.

Daha sonra her iki grup, önlerindeki bir kolu belirli bir yöne hareket ettirdiklerinde
gürültünün duracağı yeni bir düzeneğe (parmak kaydırmalı kutu) yerleştirilmiştir.
Araştırmacılara göre, ilk deneyde gürültüyü “kontrol edemeyen” grubun büyük bir 
kısmı, bu yeni ve kolayca çözülebilir görevde dahi denemekten vazgeçmiş ve gürültüye
pasif biçimde maruz kalmayı sürdürmüştür; oysa “kontrol edebilen” grup ve gürültüye
hiç maruz kalmayan kontrol grubu, sorunu büyük ölçüde çözebilmiştir.

Hiroto ve Seligman’ın 1975 yılında yayımladığı takip çalışmaları, bu etkinin yalnızca
tek bir göreve özgü olmadığını; bir alanda edinilen “yapamıyorum” inancının, hiçbir
ilgisi olmayan başka bilişsel ve motor görevlere de taşınabildiğini göstermiştir.

Bu deneyler, bilinçaltına yerleşen “ne yaparsam yapayım değişmez” inancının hayvanlarla
sınırlı bir bulgu olmadığını, insan davranışını da benzer şekilde şekillendirebileceğini
bilimsel olarak ortaya koymuştur; herhangi bir tanı veya tedavi yöntemi olarak sunulmamaktadır.

## İslami Açıdan Bilinçaltı, Kader ve Tevekkül İlişkisi

İslam alimlerine göre tevekkül, bir konuda gerekli maddi ve manevi sebeplere başvurduktan,
yani elinden gelen çabayı gösterdikten sonra, sonucu Allah’a havale etmek ve O’na
güvenmektir. Yine alimler, “kader ne ise o olur” diyerek hiçbir çaba göstermeden
beklemenin tevekkül değil, tembellik olduğunu vurgular.

Bu bakış açısı, öğrenilmiş çaresizlik kavramıyla ilginç bir şekilde örtüşür: araştırmacılara
göre öğrenilmiş çaresizlikten çıkışın ilk adımı, kişinin “deneme” davranışını yeniden
kazanmasıdır; İslami tevekkül anlayışında da önce sebeplere sarılmak, sonra sonucu
Allah’a bırakmak esastır. Yani her iki yaklaşım da, kişinin “ne yapsam boş” inancına
teslim olmaması gerektiğine işaret eder.

Yûsuf Suresi’nde Hz. Yakub’un, en sevdiği oğlunu kaybetmenin derin acısına rağmen“
bana düşen güzel bir sabırdır” diyerek hem üzüntüsünü inkâr etmediği hem de umutsuzluğa
teslim olmadığı anlatılır. Müfessirlere göre bu ayet, zorlu bir durumda hem duygusal
gerçekliği kabul etmenin hem de Allah’a olan güveni kaybetmemenin örnek bir modelini
sunar.

Ayrıca Peygamberimizin (s.a.v.) “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz,
korkutmayınız” (Buhârî) hadisi, hem kendimize hem başkalarına karşı yıkıcı ve umutsuzluk
aşılayan bir dil yerine, yapıcı ve umut veren bir yaklaşımı teşvik etmesi açısından,
bilinçaltına yerleşen olumsuz kalıplarla mücadele eden bir kişi için de yol gösterici
olarak değerlendirilebilir.

**Öğrenilmiş çaresizliğin günlük hayatta sık görülen belirtileri**

 * “Nasılsa olmayacak” düşüncesiyle bir işe başlamadan vazgeçmek
 * Geçmişteki başarısızlıkları geleceğe dair kesin bir kanıt gibi görmek
 * Değişim fırsatı doğduğunda bile harekete geçmekte zorlanmak
 * Sorunun kaynağını sürekli kendi dışında aramak

> “Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır.” (Yûsuf Sûresi, 18. Ayet)

##### Öğrenilmiş Çaresizlik Hakkında Sık Sorulan Sorular

###### Öğrenilmiş çaresizlik nasıl ortaya çıkar?

Araştırmacılara göre, kişinin kontrol edemediği bir olumsuzlukla tekrar tekrar karşılaşması
sonucunda “ne yaparsam yapayım sonuç değişmeyecek” inancı bilinçaltına yerleşir;
bu inanç zamanla kontrol edilebilir durumlara da taşınarak kişinin mücadele isteğini
azaltabilir.

###### Öğrenilmiş çaresizlik ile İslam’daki kader inancı çelişir mi?

Alimlere göre kader inancı, çaba göstermemeyi değil, gerekli sebeplere başvurduktan
sonra sonucu Allah’a havale etmeyi (tevekkül) ifade eder; bu yönüyle “ne yapsam 
boş” şeklindeki öğrenilmiş çaresizlik tutumu ile kader inancı birbirinden farklı
kavramlardır.

###### Öğrenilmiş çaresizlikten çıkmak için neler yapılabilir?

Uzmanlar, küçük ve yönetilebilir hedeflerle “deneme” davranışını yeniden kazanmayı,
geçmiş başarısızlıkları mutlak bir gerçek olarak değil geçmişte kalan bir deneyim
olarak görmeyi ve gerektiğinde bir psikolog veya terapistten destek almayı önermektedir.

Sonuç olarak öğrenilmiş çaresizlik, Seligman’ın 1967 yılındaki deneyiyle bilim dünyasında
adını koyduğu, ancak özünde insanlığın çok daha eski bir tecrübesi olan “tekrar 
eden olumsuzluklar karşısında vazgeçme” eğilimini ifade eder.

Antik Yunan’ın kadercilik ile kaderini sevme arasındaki ayrımından Doğu felsefelerindeki
karma anlayışına, Anadolu’nun “sabreden derviş muradına ermiş” atasözünden Hiroto
ve Seligman’ın insanlarla yaptığı deneylere kadar, insanlık bu konuyu farklı çağlarda
ve farklı isimlerle de olsa hep ele almış, hep aynı temel soruyla boğuşmuştur.

İslami açıdan bakıldığında ise tevekkül kavramı, bu konuya çok değerli ve dengeli
bir çerçeve sunar: önce elinden geleni yapmak, gerekli sebeplere sarılmak, sonra
sonucu gönül rahatlığıyla Allah’a bırakmak; ne tamamen pasif bir teslimiyet ne de
sonucu tek başına kontrol edebileceğine dair bir yanılsama. Yûsuf Suresi’ndeki “
bana düşen güzel bir sabırdır” ifadesi de, hem acıyı inkâr etmeyen hem de umudu 
yitirmeyen bu dengeli duruşun güzel bir örneğidir.

Bilinçaltımıza yerleşen “yapamam, değişmez, nasılsa olmaz” gibi kalıpların farkına
varmak, bunları sorgulamak ve küçük adımlarla yeniden “deneme” cesaretini kazanmak,
hem bilim insanlarının hem de kadim bilgeliklerin ortak olarak işaret ettiği bir
yoldur.

Bu yolda atılacak her adım, kişiyi hem kendisiyle hem de Yaratıcı’sıyla daha sağlıklı
bir ilişkiye taşıyabilir.

Öğrenilmiş çaresizlik kavramının köklerini ve bu döngüden çıkış yollarını daha kapsamlı
incelemek isteyenler için [Türkiye’de Medyum Olmak](https://zeyneleroglu.com/medyum-olmak/turkiyede-medyum-olmak/)
kitabı önemli bir kaynaktır.

Araştırmacı Yazar Zeynel Eroğlu’nun 40 yıllık deneyim ve araştırmalarına dayanan
bu eser, Türkiye’de konuyu bu genişlikte ele alan ilk ve en güvenilir kitap olarak
kabul edilmektedir. Kitapta, öğrenilmiş çaresizliğin günlük hayata ve ruhsal dengeye
etkileri farklı açılardan değerlendirilmektedir.

⚠️ Yasal Bilgilendirme:
Bu kitap ve sitedeki tüm içerikler; 677 Sayılı Kanun, TCK
158/1-a ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a uygun şekilde, yalnızca
kültürel araştırma, tarihsel inceleme ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. 
Hiçbir içerik hizmet vaadi, kesin sonuç veya yanıltıcı reklam niteliği taşımaz.

![Türkiye'de Medyum Olmak](https://zeyneleroglu.com/wp-content/uploads/2026/06/kitap-
ust-uste.png "Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir ve Nasıl Aşılır? 2")

**Türkiye'de Medyum Olmak**

40 yılı aşkın deneyimin süzüldüğü, medyumluğun tarihini ve gerçeklerini anlatan 
kapsamlı bir araştırma kitabı.

[Kitabı İncele](https://zeyneleroglu.com/turkiyede-medyum-olmak-satin-al/)

![Zeynel Eroğlu](https://zeyneleroglu.com/wp-content/uploads/2026/07/zeynel-eroglu-
sertifikalar.jpg)

**[Zeynel Eroğlu](https://zeyneleroglu.com/kurumsal/zeynel-eroglu-kimdir/)**

Zeynel Eroğlu, 40 yılı aşkın deneyimiyle metafizik, kadim öğretiler ve kültürel 
inançlar üzerine derinlemesine çalışmalar yürüten bir yazar ve araştırmacıdır. Geleneksel
bilgi mirasını günümüz anlayışıyla harmanlayarak çalışmalarına devam etmektedir.
