Web Sitemize Hoş geldiniz...

Kadim Bilgiler Yolculuğu Burada Başlıyor
Yeni araştırmalar, kültürel incelemeler ve güncel yazılardan haberdar olmak için e-posta listesine katılabilirsiniz.

Atasözleri ve Deyimlerde Nazar İnancı Nasıl Yansır?

Nazar, insanın çevresini gözlemleyip bazı bakışlara olağanüstü bir güç atfetmesiyle ortaya çıkan kadim bir inançtır. Bu inanç, atasözleri ve deyimler gibi sözlü kültür ürünlerinde de kalıcı izler bırakmıştır.

Araştırmacılara göre “göze gelmek”, “göz değmek”, “göz dikmek” ve “gözü kalmak” gibi deyimler, nazarın ortaya çıkışını; “kırk bir buçuk maşallah”, “şeytan kulağına kurşun” ve “kurşun dökmek” gibi ifadeler ise nazardan korunma yöntemlerini anlatır.

Tarihsel açıdan bakıldığında bu deyimlerin kökleri Dede Korkut Kitabı’na ve Altay Türklerinin eski inanç sistemine kadar uzanır. Günümüzde ise nazar inancı, sosyal medyada paylaşılan “nazar boncuğu” emojileriyle dijital bir karşılık bulmaya devam etmektedir.

Atasözleri ve Deyimlerde Nazar inancının 3 temel nedeni; sözlü kültürün kalıcılığı, nazarın evrensel bir duygusal ihtiyacı yansıtması ve dilin bu inancı nesilden nesile taşıyan en pratik araç olmasıdır. Özetle, bu yazıda 2021 yılında yayımlanan akademik bir araştırmaya dayanarak nazar inancının Türkçe atasözü ve deyimlerdeki izlerini ele alıyoruz.

Atasözleri ve Deyimlerde Nazar İnancı Hangi Kalıp Sözlerle Yaşar?

İnsanın yaşadığı dünyayı anlamlandırma çabası, kökleri kadim zamanlara uzanan pek çok inancın ortaya çıkmasına destek olmuştur.

Bunlardan biri, TDV İslam Ansiklopedisi’ndeki “Nazar” maddesine göre “beğenilen bir şeye kıskançlıkla bakmak ve zarar verecek şekilde onu etkilemek” anlamına gelen nazar inancıdır.

Milattan önce 4000 yılına kadar uzandığı kabul edilen bu inanç, Sümer, Babil, Mısır, Grek ve Roma kültürlerinin yanı sıra Türk kültüründe de köklü bir yer edinmiştir; İngilizce literatürde bu kavram “evil eye” (nazar boncuğu) başlığıyla incelenir.

Nazar, kendisiyle eş zamanlı bir geçmişe sahip olan atasözü ve deyimlerde de varlık gösterir. Atasözleri ve deyimlerde nazar inancı, sitemizin Semboller ve Anlamları başlığı altında ele aldığımız konulardan biridir; kimi zaman kelimenin ilk anlamıyla, kimi zaman da toplumun bilgi birikimini taşıyan kalıp sözler aracılığıyla geçmişten günümüze aktarılır.

2021 yılında TÜRÜK Uluslararası Dil, Edebiyat ve Halkbilimi Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan bir akademik incelemeye göre, Ömer Asım Aksoy’un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’nden seçilen örnekler, nazarın hem ortaya çıkışını hem de ondan korunma yöntemlerini gözler önüne serer.

Bu tür halk inanışları, sitemizdeki Kültürel Araştırmalar Rehberi kapsamında daha geniş bir bağlamda incelenmektedir.

Sümer, Babil, Mısır, Grek ve Roma medeniyetlerinde de nazara karşı benzer kalıp sözler ve koruyucu ifadeler geliştirilmiştir; bu da nazar inancının dile yansımasının evrensel bir örüntü olduğunu gösterir.

Dede Korkut Kitabı'ndaki nazar motifini simgeleyen kaftan

Bu görsel, “göze gelmek” deyiminin en bilinen edebi örneğini simgeler.

Dede Korkut Kitabı’ndaki Bamsı Beyrek anlatısında, kızıl kaftanıyla dikkatleri üzerine çeken Beyrek diğer yiğitlerin kıskançlığını üzerine çeker ve “göze gelerek” düşmanları tarafından tutsak edilir.

Araştırmacılara göre bu anlatı, nazarın halk hafızasında ne kadar erken bir tarihte yer edindiğinin göstergesidir.

Bamsı Beyrek örneği, nazarın yalnızca sıradan insanları değil, toplumun en güçlü ve göz alıcı figürlerini de tehdit ettiğine dair halk inanışını somutlaştırır; bu da nazarın statüden bağımsız, zengin-fakir, güçlü-güçsüz ayrımı gözetmeyen tümüyle evrensel bir korku olduğunu açıkça gösterir.

📖 Türkiye'de Medyum Olmak kitabımızı satın almak ister misiniz?Satın Al

Göze Gelmek, Göz Değmek ve Göz Dikmek Deyimleri Ne Anlama Gelir?

“Göze gelmek” ya da “göz değmek” deyimi, kıskanç veya hayran bakışlar yüzünden birinin fena bir duruma düşmesini ifade eder.

Bir kişinin başarısı, evliliği ya da güzelliği, onu diğer insanların nazarına açık bir konuma getirir. Geçiş dönemi geleneklerinde yeni doğan bebeklerin kırkı çıkana kadar yüzünün örtülmesi ya da gerçek yaşının söylenmemesi de bu inançla ilişkilendirilir.

“Göz dikmek”, “göz koymak” ve “gözü (gönlü) kalmak” deyimleri ise eksiklik duygusuyla ilişkilidir. Bir kişi, kendinde olmayan ama karşı tarafta gördüğü bir şeye göz diker ya da göz koyar; isteyip elde edemediği şeye karşı arzusu sürerse onda “gözü kalır”.

En önemli çıkarım şudur: halk arasında “gören gözün hakkı vardır” düşüncesiyle, imrenilen bir şeyden görene bir miktar vermek, nazardan korunmanın geleneksel bir yoludur. Tarlada kalan başakların köylülere bırakılması anlamına gelen “başaklama” geleneği de bu düşünceden beslenir.

Dilbilimciler, Türkçedeki nazar deyimlerini işlevlerine göre iki ana grupta toplar: nazarın ortaya çıkışını anlatan deyimler ve nazardan korunma yollarını anlatan deyimler. Aşağıdaki tablo bu ayrımı örnekleriyle özetler.

Nazar Deyimlerinin İşlevlerine Göre Sınıflandırılması
DeyimİşleviKullanıldığı Bağlam
Göze gelmek / göz değmekNazarın ortaya çıkışını anlatmaBaşarı, güzellik, zenginlik anında
Göz dikmek / göz koymakİmrenme ve arzuyu anlatmaSahip olunmayan bir şeye özenme
Kırk bir buçuk maşallahKorunma / önleyiciÖvgü veya beğeni anında
Şeytan kulağına kurşunKorunma / önleyiciİyi giden bir işten söz ederken
Kurşun dökmekTedavi edici ritüelNazar değdiğine inanılan hastalıkta

Bu sınıflandırma, halkın nazarı yalnızca pasif bir tehdit olarak değil, dilsel araçlarla yönetilebilir, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir olgu olarak gördüğünü ortaya koyar. Deyimlerin çoğu, konuşma anında anlık olarak devreye giren küçük birer “sözlü ritüel” niteliği taşır ve bu yönüyle koruyucu muskalardan pek de farklı sayılmaz.


Atasözlerinde ve deyimlerde nazar korunma yöntemi olan kurşun dökme

Nazara Karşı Hangi Deyimler ve Önlemler Kullanılır?

Atasözleri ve Deyimlerde Nazar inancı açısından Halk arasında nazarın genellikle savunmasız ve göz önünde olana değdiğine inanılır. “Kırk bir buçuk maşallah” ve “maşallahı var” deyimleri, tam da bu korkuyu dile getirir; “Tanrı esirgesin, nazar değmesin” anlamına gelen bu sözler, güzel veya başarılı bir şeyden bahsedilirken söylenir.

Benzer şekilde “şeytan kulağına kurşun” deyimi, işlerin şimdilik yolunda gittiğini ama bu sözün kötü ruhlarca duyulup gidişatı bozabileceği inancını yansıtır; deyim söylenirken tahtaya üç kez vurulur.

Altay Türklerinin eski inanç sistemine göre yeraltının dokuz katmanında yaşayan kötü ruhlardan (Yaman Körmös) korunmak için “yerin kulağı” olduğuna inanılır ve bu ruhların hâkimi Erlik Han‘ın dikkatini çekmemek için isimler anılmaz.

Nazardan hastalandığına inanılan kişiyi iyileştirmek için başvurulan bir diğer yöntem “kurşun dökmek” deyimidir; eritilmiş kurşun, hastanın başı üstünde tutulan su dolu bir kaba dökülerek “elem terefiş, kem gözlere şiş” gibi sözler söylenir.

Konunun uzmanlarına göre kurşun dökme ritüelinin arkasındaki mantık, kurşunun eriyip katılaşırken aldığı biçimlerin, nazarın kaynağını sembolik olarak “gösterdiği” inancına dayanır. Bu yorumlama pratiği, kurşun dökücüyü âdeta bir tür halk hekimi ve yorumcusu konumuna taşır.

Bölgesel farklılıklar da dikkat çekicidir: Orta Anadolu’da kurşun dökme genellikle bir “ocaklı” kadın tarafından yapılırken, Ege bölgesinde bu işlevi bazen yaşlı erkekler de üstlenebilir. Sözlerin içeriği de bölgeden bölgeye küçük farklılıklar gösterir, ancak temel mantık her yerde aynıdır: görünmeyen bir tehlikeyi somut bir eylemle görünür kılıp etkisiz hâle getirmek.

Atasözleri ve Deyimlerde Nazar inancı zamanla mecazi bir anlam da kazanmıştır. Örneğin “gözüne kestirmek” günümüzde artık nazardan çok, bir şeyi beğenip almaya karar vermek anlamında kullanılır; bu da dilin, kadim inançları koruyarak yeni bağlamlara nasıl uyarladığının çarpıcı bir örneğidir ve deyimlerin zamanla anlam kaymasına uğrayabileceğini açıkça ve net biçimde gösterir.

Günümüzde ise bu kadim inanç biçim değiştirerek varlığını sürdürür: sosyal medya kullanıcıları, kırkı çıkmamış bebekleriyle ya da yeni edindikleri eşyalarla ilgili paylaşımlarını “nazar boncuğu” emojisiyle gizlemeyi tercih eder. Bu kullanım biçimi dolayısıyla emojiler için âdeta “dijital dünyanın nazarlıkları” denilebilir.

Türkiye'de Medyum Olmak
Türkiye'de Medyum Olmak

40 yılı aşkın deneyimin süzüldüğü, medyumluğun tarihini ve gerçeklerini anlatan kapsamlı bir araştırma kitabı.

Kitabı İncele

Nazarla İlgili Sık Kullanılan Atasözü ve Deyimler

  • Göze gelmek / göz değmek: Kıskanç bakışlar yüzünden kötü duruma düşmek
  • Göz dikmek / göz koymak: Bir şeyi ele geçirmeyi şiddetle istemek
  • Kırk bir buçuk maşallah: Nazar değmesin dileğiyle söylenen koruyucu ifade
  • Şeytan kulağına kurşun: Kötü ruhların gidişatı bozmaması için söylenen söz
  • Kurşun dökmek: Nazardan hastalandığına inanılan kişiyi iyileştirme ritüeli

Bu Durumun 3 Temel Nedeni

Bu durumun 3 temel nedeni şunlardır:

  • Sözlü kültürün kalıcılığı; atasözü ve deyimler kısa, kalıplaşmış yapıları sayesinde nesilden nesile kolayca aktarılır.
  • Nazarın evrensel bir duyguyu yansıtması; kıskançlık, hayranlık ve korku gibi duygular her toplumda ortak bir zemin oluşturur.
  • Dilin pratik bir aktarım aracı olması; deyimler, karmaşık bir inanç sistemini tek bir cümleye sığdırarak günlük hayatta kolayca hatırlanmasını sağlar.

Atasözlerinde ve Deyimlerde Nazar Konusunda Kaynakça ve Daha Fazla Bilgi

Bu makalede aktarılan bilgiler, konunun akademik kaynaklarına dayanmaktadır. Dr. Öğr. Üyesi Aysun Dursun ve Arş. Gör. Damla Torun Öngay’ın “Atasözleri ve Deyimlerde Nazar” başlıklı makalesi (TÜRÜK Uluslararası Dil, Edebiyat ve Halkbilimi Araştırmaları Dergisi, Yıl 9, Sayı 26, 2021, s. 81-92), bu yazının birincil kaynağıdır ve Ömer Asım Aksoy’un Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’nden seçilen örnekleri kültür tarihi bağlamında incelemektedir.

Konuyla ilgili doğrulanabilir dış kaynaklar arasında şunlar sayılabilir: nazarın tanımı, dinî ve tarihsel boyutu için TDV İslam Ansiklopedisi’nin “Nazar” maddesi; kavramın uluslararası ve kültürler arası karşılığı için Wikipedia’nın “Nazar (amulet)” maddesi.

Bu makalede aktarılan deyim ve inanışların hiçbiri bilimsel olarak doğrulanmış bir etkinliğe sahip değildir; burada sunulan bilgiler yalnızca dilbilimsel, kültürel ve tarihsel bir inceleme amacı taşır.

Ömer Asım Aksoy’un “Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü” (İnkılâp Kitabevi), Türkçenin sözlü kültür mirasını sistematik biçimde derleyen temel bir başvuru kaynağı olarak, bu makaledeki dilsel örneklerin doğrulanmasında da kullanılmıştır.

Araştırmacıya göre bu tür sözlüklerin varlığı, halk inançlarının dile nasıl kalıcı ve derin biçimde yerleştiğini somut örneklerle açıkça belgelemesi bakımından önemlidir.

Bu konuya ilgi duyan okuyucular, sözlerin gizemli gücüne dair sitemizdeki “beddua ve ilençler” yazısına ve nazar inancının kökenine dair “Nazar Nedir?” yazısına göz atabilir (bu iki bağlantı, yayın öncesi WordPress’te doğrulanıp eklenmelidir; bkz. İç Linkleme Önerileri notu).

Konunun tarihsel kökenine dair daha geniş değerlendirmeler için ise Araştırmacı Yazar Zeynel Eroğlu’nun kırk yılı aşan saha gözlemlerini içeren “Türkiye’de Medyum Olmak” adlı esere göz atılabilir.

“[Nazar] deveyi kazana, insanı mezara [sokar].” — Anonim Türk atasözü


Sık Sorulan Sorular
“Göze gelmek” deyimi ne anlama gelir?

“Göze gelmek” ya da “göz değmek”, kıskanç veya hayran bakışlar yüzünden bir kişinin ya da nesnenin kötü bir duruma düşmesini ifade eden bir deyimdir. Halk arasında başarı, güzellik veya zenginlik gibi özellikler nazarı çektiğine inanılır.

“Kırk bir buçuk maşallah” ne zaman söylenir?

Bu deyim, güzel veya başarılı bir şeyden bahsedilirken nazar değmesin dileğiyle söylenir. “Tanrı esirgesin, nazar değmesin” anlamına gelir.

Kurşun dökmek deyiminin kökeni nedir?

Kurşun dökmek, nazardan hastalandığına inanılan bir kişiyi iyileştirmek için eritilmiş kurşunun su dolu bir kaba dökülmesi ritüelini ifade eder. Bu uygulama, maden kökenli eski bir halk geleneğine dayanır.

Atasözlerinde ve Deyimlerde Nazar Üzerine Son Değerlendirme

Özetle, atasözleri ve deyimlerde nazar inancı; “göze gelmek”, “göz dikmek” gibi ifadelerle nazarın ortaya çıkışını, “kırk bir buçuk maşallah”, “şeytan kulağına kurşun” ve “kurşun dökmek” gibi ifadelerle de ondan korunma yöntemlerini nesilden nesile taşımıştır.

Bu kalıp sözler, yalnızca birer dil ürünü değil, aynı zamanda toplumun korku, kıskançlık ve güvende olma ihtiyacı gibi evrensel duygularının bir aynasıdır.

Dede Korkut Kitabı’ndaki Bamsı Beyrek anlatısından Altay Türklerinin Erlik Han inanışına, sosyal medyadaki nazar boncuğu emojisinden köylerde hâlâ uygulanan kurşun dökme ritüeline kadar uzanan bu geniş yelpaze, nazar ve büyü inançlarının Türk kültüründe ne denli derin köklere sahip olduğunu gösterir.

Atasözleri ve Deyimlerde Nazar sözlü kültürde bu denli kalıcı olmasının bir nedeni de, dilin kendisinin bir tür koruyucu işlev üstlenmesidir; bir deyimi tekrarlamak, aynı zamanda o deyimin işaret ettiği inancı da nesilden nesile canlı tutar. Okuyucunun kendi çıkarımını yapabilmesi için şu soru sorulabilir: bir toplum, artık inanmadığını iddia ettiği bir inancı, günlük dilde kullanmaya devam ederek aslında ne ölçüde hâlâ taşımaktadır?

Araştırmacı Yazar Zeynel Eroğlu’nun kırk yılı aşan saha gözlemlerine dayanan “Türkiye’de Medyum Olmak” adlı eserinde, bu tür halk inanışlarının Türkiye’deki güncel yansımalarına dair gözlem ve değerlendirmeler okuyucularla paylaşılmaktadır.

Bu makalede aktarılan bilgiler dilbilimsel ve kültürel bir değerlendirme niteliği taşımaktadır; herhangi bir inanışın gerçekliğine dair bir iddia içermemektedir.

Dilin en yalın hâliyle taşıdığı Atasözleri ve Deyimlerde Nazar, biçim değiştirerek de olsa günümüz gündelik konuşmasında hâlâ canlılığını korumaktadır. Bir atasözünü ya da deyimi her kullandığımızda, aslında binlerce yıllık bir kültürel hafızayı da yeniden dile getirmiş oluruz.

⚠️ Yasal Bilgilendirme:
Bu kitap ve sitedeki tüm içerikler; 677 Sayılı Kanun, TCK 158/1-a ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a uygun şekilde, yalnızca kültürel araştırma, tarihsel inceleme ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hiçbir içerik hizmet vaadi, kesin sonuç veya yanıltıcı reklam niteliği taşımaz.

Bu konuya ilişkin daha fazla tarihsel araştırma ve kaynak için İletişim Sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Konuyla ilgili video anlatımlar ve içerikler resmi YouTube kanalında da yer almaktadır.

Zeynel Eroğlu
Zeynel Eroğlu

Zeynel Eroğlu, 40 yılı aşkın deneyimiyle metafizik, kadim öğretiler ve kültürel inançlar üzerine derinlemesine çalışmalar yürüten bir yazar ve araştırmacıdır. Geleneksel bilgi mirasını günümüz anlayışıyla harmanlayarak çalışmalarına devam etmektedir.